Haber Detayı
12 Ağustos 2020 - Çarşamba 19:07 Bu haber 2821 kez okundu
 
İslâm Dünyasındaki ilk resimli siyeri bir Erzurumlu yazdı
Bazı eserler, yazıldıktan sonra üzerinden asırlar geçmesine rağmen hiç kaybolmaz ve Müslüman olan herkesin hanesinde Kuran-ı Kerim ve hadis kitaplarından sonra yerlerini alırlar.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
İslâm Dünyasındaki ilk resimli siyeri bir Erzurumlu yazdı

Bazı eserler, yazıldıktan sonra üzerinden asırlar geçmesine rağmen hiç kaybolmaz ve Müslüman olan herkesin hanesinde Kuran-ı Kerim ve hadis kitaplarından sonra yerlerini alırlar.

Erzurumlu Mustafa Darir Efendi'nin Siyer-i Nebi'si de böylesi eserlerden.

Bazı eserler vardır ki onlar milletlerin kült eseridir. Yazıldıktan sonra üzerinden asırlar geçer ancak o eserler hiç kaybolmaz ve müslüman olan herkesin hanesinde Kuran-ı Kerim ve Hadis kitaplarından sonra yerlerini alırlar. Günümüz hanelerinden bahsetmiyorum tabi.

14. yüzyıl Erzurum’undan Mısır’a ilim tahsiline giden Mustafa Darir Efendi, zamanla burada Memluklü sultanının hizmetine girmiştir. Darir soyadının kendisine verilmesi gözlerinin zarar görüp âmâ kalmasından dolayıdır. O günün Mısır’ında Berkuk bin Anas hükümdardır ve Türkçe’yi resmi dil ilan etmiş, pek çok eserin Türkçe’ye çevrilmesi için de emir vermiştir. Peki, gözleri görmeyen Mustafa Efendi bu ilim aşkıyla Erzurum’dan kalkıp Mısır’a gittiğinde nasıl saraya girdi, kendisinden dinleyelim: “Ben fakir ve hakir, o saadetli padişahın sohbetine söz söylemek için yol buldu. Şirin lafızlar ve zengin kelimeler bereketiyle ona yaklaşmak hasıl oldu. Çünkü gözsüz olan âmâ bulunan kişinin her ne kadar görüş kuvveti yoksa da hafızasının kuvveti çoktur. Sözler gönlünde toplanır ve hafıza kuvveti söz toplamakta güçlü olur. Dariri söz söylediği vakitte latif, renkli ve gönül yakıcı ve şirin söylerdi. Cümle halk onun gönül alan kelimelerini dinlemeğe gönül çekerlerdi. Ben Dariri beş yıl padişahın huzurunda her gece meclis eyledim. Padişahların tarihini padişaha anlattım. O da bir gün bana: ‘Ey gözsüz, gel, bize bir Sire söyle ki onda hem siret, hem suret bulunsun.’ dedi.”

İslam dünyasında bu konudaki resimli tek örnek

Darir Efendi aldığı emirle Ebu’l Muhsin Bekri’nin kitabının tercümesine başlar. “Müslümanlar padişahının huzurunda Hazreti Resul’ün ibret dolu siyerini Arapça okuyup Türkçe anlatır.” Darir Efendi bu vesileyle ilk Türkçe siyer kitabını 1388 yılında Memluk sultanı Berkuk’a takdim etmiştir.

Osmanlı saray nakkaşhanesinde resimlenen Siyer-i Nebi doğrudan Hz. Peygamber’in hayatını konu edinmekle birlikte cahiliyye devri siyasi, kültür ve ekonomi tarihi, aynı zamanda dönemin edebiyat tarihi hakkında da bilgi veren geniş kapsamlı bir eserdir ve İslam dünyasında bu konudaki resimli tek örnektir.” (Zeren Tanındı, İslam Tasvir Sanatında Hazreti Muhammed’in Hayatı)Siyer-i Nebi, Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır Seferi esnasında saraya getiriliyor. Ve 16. yüzyılın sonlarında 1596 senesinde Sultan 3. Murad tarafından minyatürlenmesi için nakkaşhaneye gönderiliyor. Yazılışından 2 asır sonra Nakkaş Hasan ve ekibi tarafından bütçesi Hazine-i Hümayun’dan karşılanmak üzere minyatürleniyor.

814 minyatür yer almakta

Âmâ Mustafa Efendi’nin yazdığı siyer Nakkaş Hasan tarafından 6 cild olarak minyatürlenmiştir. Ne yazık ki bu muhteşem, eşsiz eseri muhafaza etmeyi başaramamışız. Birinci, ikinci ve altıncı cildler Topkapı Sarayı Müzesi’nde iken üçüncü cild New York’ta, dördüncü cild Dublin’de bulunmaktadır. Beşinci cild ise kayıptır. Elimizde bulunan bu ciltlerde toplam 814 minyatür yer almakta. Bu rakam da bize Osmanlı döneminde tasvir sanatı örneklerinde en çok minyatürü barındıran eser olduğunu gösterir.

Bu muhteşem eserin 6 farklı sanatçı tarafından minyatürlendiği tahmin ediliyor. Bunlardan ikisi Nakkaş Osman ve Nakkaş Hasan’dır.

Siyer-i Nebi hususiyeti ve muhtevası

Eserden açıkça anlaşılıyor ki Mustafa Darir Efendi bu eseri Peygamber Efendimiz’e duyduğu büyük muhabbetin bir neticesi olarak ortaya koymuş ve insanlara da O’nun muhabbetini, sevgisini yaymak, tanıtmak istiyor. Mustafa Darir Efendi kendisinden sonra gelen siyer müelliflerini de tesiri altında bırakmıştır.

Siyer-i Nebi ve Vesiletü’n Necât

Mustafa Darir Efendi kendisinden sonra gelen Süleyman Çelebi’yi de etkilemiştir. Nitekim Vesilet’ün Necât ile Siyer-i Nebi metni arasında birçok yerde benzerlikler veya birebir aynı olduğu kısımları görmek mümkündür. (metnin sonuna konulan kısımlarla karşılaştırma yapabilirsiniz.) Bazı araştırmacılara göre de Darir Efendi’nin Siyer-i Nebi’si Türk Edebiyatı’nın ilk mevlid metnidir. Bu benzerliği gözler önüne sunmak için her iki metinde de Peygamber Efendimiz’in doğumunu anlatan manzum kısımları ele alabiliriz. Bu durumu Ahmet Ateş çok güzel ifade etmiştir:”Mevlid manzumesi Darîr’de gevşek dokunmuş bir kumaşa benzediği hâlde Süleyman Çelebi’de daha sağlam, kuvvetli ve canlıdır.” (Süleyman Çelebi, Vesiletü’n Necat, s.57, haz: Ahmet Ateş, TTK)

Siyer-i Nebi gerek yazıldığı dönemde gerekse bütün Osmanlı tarihi boyunca sürekli okunagelen eserlerin arasında hep ön sıralarda olmuştur. Üslubunun sadeliği, anlatımının güzelliği, manevi olarak insanı Devr-i Saadet’e götürmesi ile Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hayatını öğrenmek isteyen âlimiyle, cahiliyle, saraylısıyla, köylüsüyle herkesin el üstünde tuttuğu bir eser olmuştur. İnsanların gönlüne Peygamber sevdasını silinmez harflerle kazımıştır Mustafa Efendi.Siyer-i Nebi henüz tamamlanamamışken Sultan 3. Murad vefat etmiştir. Ve cülus eden Sultan 3. Mehmed eserin tamamlanması için gerekli bütçeyi tahsis ederek bu muhteşem eseri itmam eder.

Millet Kütüphanesi’nin eski müdürlerinden olup Melami meşayıhından merhum Mehmed Serhan Tayşi Hocam da uzun yıllar boyunca bu eseri her sene farklı gruplarla okurlar ve herkese de tavsiye ederlerdi. Ecdadımızın vazgeçemediği yaklaşık 7 asırlık siyer kitabı maalesef bir asra yaklaşan cumhuriyet döneminde hak ettiği kıymeti görememiştir. Tekrar basılıp kütüphanelerdeki ve gönüllerdeki yerini tekrar alabilmesi için harekete geçeceklere ne mutlu! Mustafa Darir Efendi’nin ruhu tez zamanda şâd olur inşallah.

Siyer-i Nebi

Döşedi bir bisât-ı ins Sündüs

Hevada illa kim mestur oldu

 

Çalabdan Cibril’e emr oldu kim tiz

Tamu kapuların yap heybetiyle

 

Vuhuşile duyura vir haberler

Bu gece kalmasınlar gaflet ile

 

Bu kez bir nur içinde gark oldum

Bürüdü beni ol nur ismet ile

 

Vesiletü’n-Necât

Hem hava üzere döşendi bir döşek

Adı Sündüs döşeyen onu melek

 

Tanrıdan Cebrail’e emr oldu onu yap

Tamu kapusun götürgil heybeti

 

Hem vuhuş ile duyura kıl haber

Bu gece gözden gidersin gafleti

 

Sonra gark oldu vücudum nur ile

Bürüdü beni o nurun ismeti

Kaynak: (emha) - erzurum medya haber ajansı Editör:
Etiketler: İslâm, Dünyasındaki, ilk, resimli, siyeri, bir, Erzurumlu, yazdı,
Yorumlar
Haber Yazılımı