Yazı Detayı
20 Şubat 2020 - Perşembe 21:27 Bu yazı 320 kez okundu
 
Cemiyeti İnşa Etmek
Abdulnasır KIMIŞOĞLU
abdlnsr.kmsgl@gmail.com
 
 

Bizler cemiyetçi bir toplumuz. Ve bu özelliğimizi de korumakla mükellefiz. Çünkü toplum olarak bizleri disiplinli kılan bu özelliğimizin ta kendisidir.

Bizler Orta Asya’dan Anadolu’ya gelip, buradan da Avrupa’nın içlerine giderken hep bu özelliğimizin rehberliğiyle hareket edip yol aldık. Hemen şu bilgiyi de eklemek isterim ki bizler Orta Asya’dan gelirken büyük bir kültürel birikimle geldik. Sadece elde kılıçla at sırtında seferden sefere değil, arka planda büyük bir cemiyetçilik anlayışı ve yaşayışıyla Anadolu kapılarına vardık. Maturidî, Hanefî ve Yesevî dini anlayış ve yorumlayışı ile birlikte bozkır kültür töresini de beraberimizde getirmiş olduk. Böyle bir medeniyet anlayışını cemiyet ahlakıyla yoğurup dünya görüşü haline getirdik. Ve cihan devletlerini de bu düşünce ve teşkilatlanmayla kurabildik. Bizi kuvvetli kılan etkenin temelinde de bu yapı bulunmaktadır.

Günümüz dünyasında sivil toplum kuruluşlarını, cemiyet hayatımızın birer şubeleri olarak kabul etsek de şahsen ben cemiyetçilik bağlamında bu şubelerin zayıf kaldıklarını düşünmekteyim. Tarihi seyir içerisinde müesseselerimizin asli görevleri dışında, olmayacak işlere bulaştırılmasıyla cemiyetçilik anlayışımızda da bulanmalar ve buhranlar meydana gelmiştir. Tabi bütün bunlar geçmiş zamandır. Lakin günü ihya yarın inşa edebilme adına dünü de çok iyi okuyup analizini ele alıp emin adımlarla yapmak ve söylemek istediğimize odaklanmalıyız. Tam da bu bağlamda dikkat çekmek istediğim nokta cemiyet hayatımızı inşa etmenin kodlarından bazılarını ifade etmektir.

Mevlana der ki “dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım.” Elbette bizler bu güne ait sözler söylemeliyiz. Ve diyorum ki cemiyet hayatımızı inşa ederken özellikle ahlak ve vicdan ilkeleriyle yola çıkmak gerekmektedir. Çünkü bu iki kavramın dini, rengi, ırkı, memleketi… yoktur. Aksine bu iki kavramın hepsini de içerisine alan evrensel insani bir dili vardır. Muhatabı herkes ve her şeydir. Ve bu önemli bir birikim ve zenginliktir.

Şimdi bizler yeni bir medeniyet tasavvuru içerisinde olanlar olarak işe temelden başlamalı ve bu minval üzere düşüncelerimizi ve fikirlerimizi hayata geçirmeye çalışmalıyız. Medeniyetimizi müesseseler üzerinden inşa ederken, müesseseleri de adalet ve hakkaniyet şiarıyla yaşatmaya gayret etmeliyiz. Ve bütün bunları da cemiyetçilik düşüncesiyle yürütmeliyiz.

Cemiyetçilik ahlak ve vicdan hareketidir. Vicdanı merkeze alıp ahlakla da vicdanı desteklediğimiz zaman her bir sinede arzusunu çektiğimiz simalar neşet etmiş olacaktır.

Cemiyetimizi inşa etmek için iki önemli müeyyideyi (vicdan ve ahlak) merkeze aldık. Bunların kolları ise muhabbet, merhamet, fazilet, adalet, hikmet, sevgi, saygı, hoşgörü, naiflik, zariflik… gibi evrensel insani değerlerdir. Bu değerler bir toplumu ahlaklı ve mesuliyet duygusuna sadık yapabilir.

Saydığımız bu müeyyideler, insanlık adına faydalı ve yapıcı kelam edebilecek simalar yetiştirebilir. Bu bir eğitimdir. Eğitim sistemi içerisinde de yaygın eğitimdir. Ki yaygın eğitim ise örgün eğitime nazaran daha kapsamlı ve kaplayıcıdır. Etki alanı geniş muhatabı fazladır. Bunu en güzel şekilde değerlendirebilecek olanlar ise cemiyet hayatımızın can bulmuş şubeleridir. Bu şubeler, şahsı evvela “insan” odaklı muhatap almalı; diğer farklılıklarını ise bir kilimin farklı

desenleri olarak değerlendirmelidir. Böyle bir bakış açısı, cemiyet hayatımızın üstündeki sis bulutlarını bertaraf edebilir. Farklılıkları zenginlik olarak değerlendirebilen müsamaha ortamı, sevgiyi ve muhabbeti artırıcı etkiye sahiptir. İşte budur aslında vicdanlı ve ahlaklı bir cemiyet ortamı oluşturmak.

Netice itibariyle cemiyetimizin inşasında dikkat edilmesi gereken en büyük husus ferdin birebir eğitilmesi ve yetiştirilmesidir. Bu eğitme ve yetiştirme ise şahsiyet, haysiyet, hissiyat, fikriyat ve karakter mefhumlarının mana çerçevesiyle şahsı, müzeyyen ve mücehhez kılmaktır. Sıfatı, makamı, mekânı, derecesi… ne olursa olsun evvela şahıs olarak ahlaklı ve vicdanlı nesiller yetiştirmek cemiyeti inşa etmenin veya şekillendirmenin en büyük temel taşıdır. Bir cemiyet böyle bir neslin ufkunda hayat bulur.

Ahlaklı ve vicdanlı simalar, cemiyet hayatımızda sorumluluk ve mesuliyet duygusuyla hareket edeceklerinden, haliyle medeniyet tasavvurumuzda cemiyetimizi bulanık sulardan kurtarmış olmanın bahtiyarlığını yaşamış olacağız demektir. Böyle bir dayanışmanın sağlanması huzurlu ve güven toplumu oluşturabilmenin en güzel vesilesidir. Ki bizler böyle bir dayanışma içerisinde daha önce güzel günler görmüş ve yaşamış, ahlaklı bir toplum oluşturabilmiş bir medeniyetin evlatlarıyız. Elbette ki bu bizler için bir övünç kaynağıdır. Lakin şimdi bizler ne durumdayız ne yapabiliyoruz? İşte burasını düşünmeli ve değerlendirmeliyiz. Istırabımız ve sancımız da bundandır.

Ve son söz olarak “ne yapabiliriz” düşüncesiyle şahsi fikrim: Ferdi ahlaklı, cemiyeti ise vicdanlı kılmaya çalışabiliriz. Şahsın duru bir kimliğe (şahsiyet, haysiyet, hissiyat, fikriyat, karakter) sahip olması ve toplumumuzun da Anadolu dervişlik ruhuyla (mazluma ümit, zalime korku) donatılması birçok meseleyi de kökünden halledebileceği kanaatine sahibim.

Böyle bir düşünce veya önermeyle cemiyeti inşa etmeyi teklif ediyorum…

 
Etiketler: Cemiyeti, İnşa, Etmek,
Yorumlar
Haber Yazılımı