Yazı Detayı
15 Ağustos 2022 - Pazartesi 14:21 Bu yazı 326 kez okundu
 
MÜDÜR VE YÖNETİCİ OLMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER (6)
Mustafa Altınsoy
 
 

MÜDÜR VE YÖNETİCİ OLMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER (6)

 

Daha önce 5 bölüm de 35 madde halinde yazmış olduğum müdür ve yönetici olmak isteyenlere yönelik tecrübelerimi aktardığım bu yazı serisinin 6. Bölümüne 36. Maddeden başlayarak devam ediyorum. Bu yazı serisi tahminim 7. Bölümde bir mukaddime ile bitecek. Daha sonra diğer konularla ilgili yazılarımızla devam edeceğiz inşallah… 

 

 

36. ASTLARINIZA GÜVEN VERMEK

 

Beraber çalıştığınız astlarınıza  değer verip onlara  inanarak tatlı bir diyalog içinde olmak, güzel bir çalışma ortamını da beraberinde getirir. Belli bir mesafeyi de koruyacak şekilde Onların şahsi ve ailesi ile ilgili sorunlarını not alıp yardımcı olmak, doğum günlerini kutlamak, yöresel kültürleri ve geleneklerini önemsemek, orta yollu, tedbirli bir davranış içinde olmak iyi bir yöneticide aranan vasıflardandır. 

 

Aşırıya kaçmamak şartıyla zaman zaman esprili olmak, fıkralar anlatmak, sizin değerinizi  düşürmez, aksine yüceltir. Espri yeteneği sizin  güçlü olduğunuzu ve kendinize güveninizi de gösterir.

Astlarınızı denemek, kapasitelerini ölçmek, çaplarını ve sınırlarını anlamak için sizi zor durumda bırakmayacak oranda yetki devrederek sorumluluklar verebilirsiniz. Risk almalarını destekleyerek kontrollü yetki devretmekten korkmayın. Bırakın bazen sizin kontrolünüzde  hata yapsınlar, hata yapmanın tecrübe ve mahcubiyetini yaşasınlar. Bazen hata yaparak öğrenmek, tecrübe kazanmak için iyi bir yetiştirme metodu olabilir. 

 

Periyodik zamanlarda; günlük, haftalık, aylık toplantılar yapmakta fayda var. Ancak, sık sık ve toplantı yapmış olmak için yapılan, gündemi olmayan, rutin hale gelen faydasız toplantılar yarardan çok zarar getirir. Toplantılarda “Ben dilini” çok kullanarak kendinizden  sürekli bahsetmeniz doğru olmaz. Ancak söylenmesi gereken önemli bir şey olursa konuyu misaller ve örneklerle anlatarak samimiyetle doğruyu söylemekten de çekinmemek gerekir. 

 

 

37. MAKAMIN VE MÜDÜRLÜĞÜN TUZAKLARI

 

İnsan bir makama gelince orada devamlı kalacağını zanneder, dolayısıyla bazen güç zehirlenmesi olabilir. Makamlar berber koltuğuna benzer tıraşı biten kalkar. Devlette, bürokraside, her an pozisyonlar değişebilir. Eskilerin dediği gibi: “Mala mülke mağrur olma, deme var mı ben gibi. / Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi.” Ve  şairin dediği gibi; “Hiç bitmeyecek şevk verirken beste, bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir.” (Yahya Kemal).

 

Bu yüzden güç sarhoşluğuna kapılmadan hareket etmek gerekir. Pozisyonunuzu gücünüzle karıştırmayın. Popüler olmaya çalışıp saygınlığınızı çabucak yitirmeyin. Sonucu görmeden acele hüküm vermeyin, sabırlı davranın. İletişime açık olun, konuyu hep siz biliyorsunuz kanaatine kapılmayın. Söylenen farklı ve güzel tekliflere  karşı çıkmak yerine karşımızdakinin fikirlerini ve amaçlarını  anlamaya çalışın. Unutmayın; Yöneticilikte, dostluklar genelde geçici olur. Eğer bilerek yanlışlıklar yaparsanız kalıcı düşmanlıklar da edinebilirsiniz. Bu konuda merhum Doğan Cüceloğlu’nun “Makam, mevki, rütbe, unvan; bunların hepsi cekettir. Ceketi asar, bir yere gideriz. Arkada sadece insanlığımız kalır ve öldüğümüzde sadece çıplaklığımızı götürebiliriz bu dünyadan.” Sözlerini de hatırlatmakta fayda görüyorum.

  

 

38. FOTOĞRAFIN TAMAMINI GÖRMEK

 

Bir kurumda yeni göreve başladığınızda, değişiklikler yapmadan, icraata girmeden önce bir süre gözlemler yapılması iyi olur. Bu gözlemler neticesinde kurumunuzun tamamını daha iyi tanımak ve  daha sonra alınacak kararların isabetli ve doğru olması açısından daha faydalı olur. Detayları anlayarak fotoğrafın bütününün kaçırılmaması gerekir. “Tecrübe kazanmak, bir dağın tepesine çıkmaya benzer, çıktıkça yorulursunuz ama ormanın tamamını görmeye başlarsınız. Dağın eteğinde iken, ovanın veya ormanın tamamını göremezsiniz. Ancak  dağın zirve noktasına çıkarsanız ormanın tamamını görürüz. Fotoğrafın, tamamını görerek kararlarınızı vermeye çalışırsanız daha isabetli kararlar verir ve daha az hata yaparsınız. Onun için  bazı icraata yönelik kararların, acil değilse zamana bırakılarak, kurumunuzu iyice tanıdıktan sonra usulet ve suhuletle yavaş yavaş uygulanması daha isabetli olur.

 

Tabi insan acelecidir, aceleci yaratılmıştır. Kendini frenlemekte, yönetmekte bazen zorlanabilir. Bu nedenle; insanın kendini yönetmesi, liderliğin ilk adımıdır. Kendini yönetmeyi bilmeyen lider olamaz derler. Öfkeyle hareket etmeyin, sabırlı olun, çalışırken keyif alarak ve keyif vererek çalışın. Hatta bazen karşınızdaki insanları daha çabuk tanımak için (aşırıya kaçmadan) espriler yaparak, neşeli gözükerek, onları daha çabuk tanıyabilirsiniz. Bu sizin kurumumuzu tanıma sürenizi de kısaltır.

 

 

39. SIK SIK İDARECİ DEĞİŞTİRMEK  

 

Bazen kurumda çalışanların görev alanlarını değiştirmenin herkesin diğer bölümleri de tanıması açısından bazı faydaları olabilir. Ancak sık sık alan/bölüm değişikliği yapmak, idareci değiştirmek, her zaman doğru sonuçlara ulaştıracak bir yaklaşım değildir. Hem tecrübe hem de kurum hafızası kaybı olabiliyor. Bu devlet kurumlarında olduğu gibi özel sektörde de böyledir. Ziyarete gittiğim özel okullarda oradaki öğretmenlerin kurumda kaç yıldır görev yaptığına çok dikkat ederdim. Eğer bir öğretmen uzun süre orada görev yapmışsa, hem kurum hem de öğretmen hakkında ben de olumlu kanaat oluşurdu. Acil kesilmesi gereken, kangren olmuş bir yapılanma yoksa şahısların görev yerlerini sık sık değiştirmek sıkıntı olabilir. Ama görev değişikliği yapmanız gerekiyorsa kurumu, şahısların ve kapasitelerini, şahısların arkasındaki insanları iyice tanıdıktan,  en az altı ay, bir sene geçtikten sonra görev değişikliği yapmanız daha iyi olur. 

 

Yıllar önce Yönetim - Organizasyon Bölümünde yüksek lisans yaparken o zaman dersimize gelen Nurullah Genç hocamız, Japon fabrikalarında personel transferi ve değişimi konusunda çok güzel bir uygulamaya ya da anlayışı bizimle paylaşmıştı. Japon fabrikalarında bir kişinin çalıştığı işyerinden ayrılması hem ayrılan için hem işveren için ayıp sayılır, hoş karşılanmazmış. Kurumdan ayrılan çalışan; “Neden sabır sebat edip uyum sağlamadın, çalıştığın iş yerini yarı yolda bıraktın?” diye tenkit edilirmiş. Çalışanını ayıran fabrika ya da işveren de; “Neden çalışanını memnun edemedin, muhafaza edemedin?” diye eleştirilir, aynı şekilde hoş karşılanmazmış.

Hatta çalışanlardan  birisi çok üst düzeye gelmiş olsa bile, kendi  iş yerinden ayrılır başka bir iş yerine giderse, orada en üst noktadan başlatılmaz, yeni gittiği işyerinde en alt kademeden başlatılarak yönetim kademelerini yavaş yavaş çıkması sağlanırmış.

Mesela Toyota’da en yüksek yönetici bile olsan oradan ayrılıp, Mitsubishi’ye giderse orada da yine alt görevlerden başlatırlarmış. Sebebi ise, “her kurumun kendine ait bir kültürü var, alttan başlayarak yukarıya doğru kademe kademe gitsin kurumun kültürünü tanısın” diye düşünürlermiş. En azından Toyota’da 10 yılda geldiği mesafeye Mitsubishi’de hemen gelmez, en az 3-5 yıl alt taraflarda, yeni  kurumunu öğrenerek, tanıyarak, yavaş yavaş yukarı doğru gelirmiş. Yani bizdeki gibi yukarıdan bir prens bulunup yeni şirketin başına konulmaz, bu şekilde de şirketler arası üst düzey transferin önü kesilirmiş. Çünkü önceki firması ona yılların emeğini vermiştir. O emeği ve birikimi diğer firmaya böyle kolay vermesi hoş karşılanmıyor.

 

 

40. YAPILAN BAZI CAZİP TEKLİFLERE MESAFELİ YAKLAŞMAK

 

Herhangi bir makamdayken size vaat edilen tatlı tekliflere çok kanmayın ve inanmayın. Ölçüp tartın. İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğünde özel okullardan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yaparken, eski milli eğitim müdürlerinden birisi beni uyararak; “Müdür Bey, şimdi size çok teklif yaparlar, sizi överler, alır özel sektöre götürür, bir sene sonra da işinize son verirler. Onun için her konuşan kişinin sizi niye övdüğü ne maksatla konuştuğunu anlamaya çalışmak lazım.” diyerek uyarıda bulunmuştu.

 

Bu anekdotu destekleyen şöyle bir fıkra anlatılır. Zamanın birinde, bir ilde Vali Bey’i çok sevmişler. “Sayın valimiz, bizler sizi çok başarılı buluyoruz ve sizi çok seviyoruz, keşke seçimlerde aday olup bizim belediye başkanımız olsanız iyi olur.” demişler. Vali Bey, ilk başlarda belediye başkanlığına olumsuz bakmasına rağmen daha sonra biraz aklına yatmış. Seçim yaklaşınca şehrin ileri gelen eşrafını çağırmış. Herkes “Buyurun Sayın Valim, bir emriniz mi var?” diye talimat beklerken, Vali Bey, şehre belediye başkanı olma isteklerini hatırlatarak; “Seçimler yaklaşıyor, ben de düşündüm, sizin teklifinizi değerlendirerek belediye başkanınız olmak isterim.” deyince, herkes şöyle rahata geçmiş, ayak ayak  üstüne atıp, “Sayın Valim” modundan “Vali Bey” moduna geçip;  “Vali Bey, hele bir kahve söyle de konuyu bir kez daha düşünelim.” demişler. 

 

11 Ağustos  2022

 

 

 

 

 

 
Etiketler: MÜDÜR, VE, YÖNETİCİ, OLMAK, İSTEYENLERE, TAVSİYELER, (6),
Yorumlar
Haber Yazılımı