10 Mayıs 2026 - Pazar

Kentlerde yürek ne iş yapar?

Susturulmuş olmanın sıkışmışlığı ile yaptığı tartışmalarda; kendilerinden önce yaşayanların ya çok iyi, ya da çok kötü olduğunu iddia eder bu zamanın insanı. Kendilerinden öncekilerin çok iyi, çok kötü oldukları, kocaman bir avuntudur.

Yazar - M. Hanefi İspirli
Okuma Süresi: 4 dk.
43 okunma
M. Hanefi İspirli

M. Hanefi İspirli

erzurummedya@hotmail.com - 0 537 321 78 98
Google News

Sonsuzluk duygusu ve kendini tamamlamışlık hissi, bu çağın insanına hayattan ummak şuurunu verdi. Hâlbuki hayattan beklemek kadar absürd bir düşünce olamaz. Çünkü bu zamanın insanlarının hayat ilmekleri, daha dünyaya gelmezden hazırlanmış oluyor. Hazırlayanlar da kendi ilmeklerini çekmiş, yaşamalarının tekil boyutta sürdürüyorlar. İnsan, yaşamaya başlamakla da bu ilmekleri çekmekten başka bir şey yapmıyor.

En son geldiği noktada, en çok içi kurusıkı doldurulmuş mantar tabancası olabiliyor bu insan.

Ses çıkaracak bir barutla bu insanın doldurulduğu tabancanın tetiğine dokunduğunuz zaman, kendini imha ediyor. Bütün çapı bu...

Susturulmuş olmanın sıkışmışlığı ile yaptığı tartışmalarda; kendilerinden önce yaşayanların ya çok iyi, ya da çok kötü olduğunu iddia eder bu zamanın insanı. Kendilerinden öncekilerin çok iyi, çok kötü oldukları, kocaman bir avuntudur.

Gerçeğini yaşamak yerine avunmak vardır artık karşınızda. Elindeki silâh budur. Ya dedesinin, ya babasının, ya da tarihinin avuntusu ile yaşayanların ortaya koyacakları ne olursa olsun, her zaman sapmış ve bozulmuş olacaktır. Kendilerinden önce geçenlerin bir ümmet olduğunu unutarak, onların yanlışa düşmüş olabileceğini hatırlamadan, örneklerini onlardan alanların sıkıntıları, büyük olmaya mahkûmdur her zaman.

Bu insan, yaşamıyor; yaşama denemeleri yapıyor. Kendine ait olmayan, çeşit çeşit hayatları hep başkalarının elbiseleri ile sürdürüyor. Kendini kaybettiği, çizgisinin saptığı noktayı da kaybetmiştir bu insan. Kayıplar zamanıdır bu çağ.

Durmadan kaybettiği için de, artık bunu normal hâl olarak görmekte ve renk vermemektedir. Elinde kalanlarla yaşamanın imkânsızlığını haykırmak istediği zaman kendi yapıp ettikleri karşısına dikilince utandığı için de sığınacağı son noktaya karşı uzak durmaktadır.

Tarihin önünde hesap verecek olan fikir adamları bile, kurdukları ideolojilerin çöküşlerini görecek kadar yaşamışlardır. Şeytanın ideolojisine hizmet edenlerin bilmedikleri, anlamak istemedikleri; insanlığın kurtuluşunun veya necatın, insanı en iyi bilende olduğudur.

Kendini ve bütün insanları makine ile bir tutan insan; ne çare ki, makineden bile aşağı bir yere yuvarlandı bu zamanda. Makinenin herhangi bir parçası arıza yaptığı zaman çalışmazken, kalbini kaybetmiş bu insan ve öncüleri, çalışmaktadır.

Vahşi kapitalizme hizmet etmeye başladığından bu yana, toplumu da bireyi de kaybetmiştir bu insan. Standart insan vardır artık karşınızda. Bir gazete ilanı ile aynı ruhsal özellikleri taşıyan ve aynı işi yapma becerisi olan milyonları bir araya toplayabilirsiniz. Bir freze tezgâhının tek tip üretimi gibi olan bu insanların: Çerçeveli, süslü diplomaları; lüks arabaları, aynı şaltere kumanda edilerek bütün hayatı felç edilebilecek elektriği, ipekten elbiseleri, çamurdan yürekleri var.

Çamur tarafını, kentler sayesinde kalbine; ruh tarafını, mezara gömen bu insan için kentin binalarında kölelik vardır. Köleliğin, hâlâ filmlerde gösterildiği gibi olduğunu sanıyor bu insan. Kendisinin ‘şükür’lük halini yansıtan tarihi bilgilere bakıp rahatlıyor. Kente girdiği andan itibaren nasıl bir köleliğe, kürek mahkûmluğuna hüküm giydiğini bilmiyor.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.