BİR GARİP MAHKEME
Bugün kendimle konuşmaya, kendimi hesaba çekmeye niyet ettim. Dünümden bugünüme neler yapmış, niye yapmışım, bakmak istedim.

Hatice Başkapan Şahan
haticebaskapan@hotmail.com -Kıymetli Okuyucularım,
Şimdiye kadar hep sizlerle konuştum. Sabırla dinlediniz beni, sabırla okudunuz. Yüreklendirdiniz, yol gösterdiniz, eksiğime göz yumdunuz, kusurumu hoş gördünüz… Var olasınız.
Bugün kendimle konuşmaya, kendimi hesaba çekmeye niyet ettim. Dünümden bugünüme neler yapmış, niye yapmışım, bakmak istedim.
Çocukken otuzlu, kırklı yaşlarda olanların ne kadar da çok gün gördüklerini düşünürdüm. Şimdi otuzlu yaşlardan kırka uzanırken kendime, “Söyle hele, kaç gün gördün?” diyorum da Yunus’umuzun
“Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi”
ifadelerinden başkası gelmiyor aklıma. Ne kadar kalırsam kalayım bu fânide, bana göz yumup açmak gibi gelecek anlaşılan. Hem önemli olan ne kadar kaldığım değil, nasıl kaldığım, neler yaptığım, neler yapmadığım...
Annemi, beni doğurduğuna pişman ettim mi mesela; babamın kursağımdaki ekmeğine halel getirdim mi, kardeşlerimin başını yere eğdirdim mi, atalarımın ruhunu şad edebildim mi, dosta taş atmadım elbet amma onu gül ile incittim mi, mazluma kol kanat gerip zalimi kahredebildim mi?..
Çok soru sorup bunalttım mı insanları, ısrarımla darladım mı, inat edip deve mi güttürdüm, bulunduğum yeri cehenneme çevirip diyardan mı göçürdüm; dert mi oldum, derman mı; yâr mıyım, yara mı?..
Şükür mü var hâlimde, nankörlük mü, neresinde duruyorum vefanın, iyiliği unutanlardan, iyiliği çabuk unutanlardan mıyım, kusur bulmayı maharet sayanlardan, işin aslını almadan hesap soranlardan mıyım? Hatır bırakamadan, gönle giremeden yaşayıp zillete düşenlerden miyim?..
Döndüm ardıma, baktım, baktım… Aşı taş etmişim meğer, yazı kış, sevgiyi ziyan… Ne bir ağaç dikmişim dünyaya gölgelik diye ne bir damla su vermişim susuza… Öksüz başı okşamamış ellerim, kırgın gönle ulaşmamış sözlerim. Çabalıyorum diye teselli bulurken ben, korkarım, hiç fayda görmemiş mahlukat benden.
Elimi açıp duaya dursam şimdi, “Ya Rab, kullarını benden kurtar!” desem, “Bir gönlü incitmekten, bir cana zarar vermekten sana sığınıyorum.” desem sözüm ulaşır mı katına, ulaşsa kıymetten sayılır mı?..
İçimde bir şeylerin kıyameti var: devrilen dağlar, tufana dönen sular, kaybolan ümit, yalın ayaklarıyla oradan oraya koşan sahipsiz bir çocuk, bir yığın enkaz…
Ve omzuma bir el dokunuyor, dönüp bakıyorum, parlak bir yüz karşımda. Dudaklarından damla damla dökülüyor sözcükler:
“Âşık der inci tenden
İncinme incitenden
Kemâlde noksân imiş
İncinen incitenden...”

