07 Eylül 2026 - Pazartesi

BU YOL NEREYE GİDER?

Bu yolculukta ayağımızın bastığı topraktan, gözümüzün baktığı ufuktan ziyade, kalbimizin yöneldiği istikamet belirler kaderimizi.

Yazar - Engin GÜLTEKİN
Okuma Süresi: 4 dk.
127 okunma
Engin GÜLTEKİN

Engin GÜLTEKİN

engingultekin33@gmail.com -
Google News
İnsan hayatı; nereden gelip nereye gittiğini arayan, her adımında bir yön ve bir sığınak arzulayan köklü bir yolculuktur. 
 
Bu yolculukta ayağımızın bastığı topraktan, gözümüzün baktığı ufuktan ziyade, kalbimizin yöneldiği istikamet belirler kaderimizi. 
 
Ancak modern çağın karmaşasında en büyük kaybımız menzili unutmak değil; adımlarımıza rehberlik edecek ruhu ve o yolda omuz omuza yürüyeceğimiz hakiki insanlığı yitirmektir.
 
​İşte tam da bu bocalama anında Fâtiha Sûresi, varoluşun ve doğru istikametin haritası olarak önümüze açılır: “Bizi doğru yola ulaştır.”
 
​Fâtiha Sûresi, Alemlerin Rabbi’ne hamd ile başlar; O’nun Rahman ve Rahim olan merhametini hatırlatır ve hesap gününün tek sahibi olduğunu zihnimize kazır. Ardından gelen “Ancak Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım dileriz” beyanı, insanın özgürleşme beyannamesidir.
 
​Fâtiha suresinin tefsirlerinde vurgulandığı üzere, Sırât-ı Mustakîm; ne dünyevi hırsların aşırılığına kaçan ne de ruhunu ihmal edip hissizleşenlerin yoludur. 
 
O, adalet, denge, istikamet ve hakikat yoludur. Yanlış hedeflere koşarak hız kazanmak, doğru yolda yavaşça ama emin adımlarla yürümekten çok daha büyük bir kayıptır. İnsan, neye kulluk ediyorsa onun kölesi olur; oysa Fâtiha, insanı hırsların, menfaatlerin ve sahte sevdaların esaretinden kurtarıp yalnızca Hakikate kul olmaya çağırır.
 
Çünkü bazı insanlar yolu güzelleştirir, bazıları ise en güzel yolu bile çekilmez hâle getirir.
 
​Duaların en yücesi olan bu mezkür ayette "Beni" değil, "Bizi" doğru yola ulaştır deriz. Çünkü İslam tasavvuru ve Fâtiha’nın derin tefsiri gösterir ki; yolculuk tek başına bitirilecek bir yarış değildir. 
 
Yürüyüşün niteliği, birlikte yürüdüğümüz insanların duruşuyla şekillenir.
 
​Sûrenin son ayetinde bu istikamet daha da netleşir:
 
​“Nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.”
 
​Nimet Verilenler: 
 
Peygamberler, 
 
doğrulardan ayrılmayan sadıklar, 
 
adalet uğruna can veren şehitler ve erdemli insanlardır. 
 
Onlarla yürümek, insana vefayı, merhameti ve samimiyeti aşılar.
 
​Sapmış ve Gazaba Uğramışlar: 
 
Hakikati bile bile arkasını dönenler, 
 
menfaati ve gücü ilah edinenler, 
 
değerlerini tüketenlerdir. 
 
Onlarla yola çıkanlar, girdiği yol ne kadar güzel olursa olsun ruhsal bir yorgunluğa ve çürümeye mahkûm olurlar.
 
​Kayıpların en büyüğü insanın kendini yitirmesidir.
 
​Fâtiha Sûresi bize her gün defalarca hatırlatır: 
 
İnsanın asıl kaybı imkânlarını, makamını veya dünyalığını kaybetmesi değildir. 
 
Asıl kayıp; vicdanını, merhametini, doğruluğu ve Fâtiha’da söz verdiği istikameti kaybetmesidir.
 
​Yanlış insanlarla yürünen yol, insanı yavaş yavaş kendi öz değerlerinden uzaklaştırır. 
 
Zaman tüketilir, gönül yıpranır, hissiyat körleşir. Oysa hakiki bir yolculuk, ulaşılan menzilin görkemiyle değil; yolcuyu dönüştürdüğü insanla anlam kazanır. 
 
Eğer yürüdüğümüz istikamet bizi daha adil, daha mütevazı ve daha vicdanlı bir insana dönüştürmüyorsa, vardığımız yerin hiçbir değeri yoktur.
İstikameti korumak
​günün sonunda ardımızda bırakacağımız ünvanlar, biriktirdiğimiz servetler veya kalabalıklar olmayacaktır. 
 
Bize kalacak olan yalnızca dokunduğumuz hayatlar, koruduğumuz değerler ve duruşumuzu bozmadan koruyabildiğimiz insanlığımızdır.
 
​Mesele, hayat koşusunda öne geçmek veya ilk varmak değildir; mesele, menzile vardığımızda hâlâ "insan" kalabilmeyi başarmaktır.
 
​Rabbim bizleri; kelimelerin değerini bilenlerle sohbet ettirsin, kalbin kıymetini bilenlere gönlümüzü düşürsün ve en önemlisi bizleri Fâtiha’da arzuladığımız o dosdoğru yoldan ve o yolun erdemli yolcularından ayırmasın.
 
Selam ve dua ile...
 
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.