27 Haziran 2026 - Cumartesi

DERVİŞTEN HİSSE

Hakkım olmayan suyla abdest alırsam hangi yüzle Hakk’ın divanına dururum?

Yazar - Hatice Başkapan Şahan
Okuma Süresi: 4 dk.
414 okunma
Hatice Başkapan Şahan

Hatice Başkapan Şahan

haticebaskapan@hotmail.com -
Google News

Kardeşimin mutfağında oturuyoruz geçen gün. Üstten bir şey -sofra bezi sanırım- silkelenince çekirdek kabukları, ekmek kırıntıları, zeytin çekirdekleri açık olan pencereden içeri doldu. Biraz hayret, biraz öfkeyle söylendim hâliyle. İnsanların tepesinden aşağı çöp yağdırmak temizlik mi, pislik mi, düşüncesizlik mi, umursamazlık mı, insan olamamak mı, Allah’tan korkmayıp kuldan utanmamak mı bilemedim. Amma velakin bunu yapanın laftan anlamayacaklardan olduğunu pekâlâ tahmin ettim.

Eskilerin kul hakkı diye diye dillerinde biten tüyleri ne ara unuttuk, dedim kendi kendime. Tepemize çöpünü salıverenleri, salıverebilenleri bu millet mi yetiştirdi gerçekten, diye düşündüm. Aklıma yine bu milletten çıkan bir derviş geldi:

Sırtındaki yamalı hırkasını çıkarıp taşın üzerine koyan bir dervişin arktaki suya dalgın dalgın baktığını görmüşler bir gün. Derviş arada sırada elini suya uzatır gibi oluyor, ardından vazgeçiyormuş. Suyun yanından kalkıp biraz sağa sola bakıyor, sonra tekrar aynı yerine çömeliyormuş. Bu durum biraz devam edince bizim meraklı insanımız dayanamayıp dervişin yanına varmış.

“Yahu!” demişler, “Epeydir sana bakıyoruz. Suya yaklaşıyor, sonra geri çekiliyorsun. Kalkıp etrafa bakıyor, aradığını bulamamış gibi tekrar suyun yanına geliyorsun. Belli ki bir sıkıntın var, söyle hele, belki elimizden bir şey gelir.”

Derviş içini çekmiş.

“Ezan okundu, abdest almam lazım lakin arkın suyu aşağıda birilerinin bostanına akıyor, sularını ziyan ederim diye abdest alamadım.” demiş.

Adamlardan bazıları, bunun kafası yerinde değil, diye gülüşmeye başlamışlar.

Onlara ters ters bakan yaşlıca biri, dervişe dönüp “Sulasın onlar Derviş Efendi.” demiş ve devam etmiş: “Senin kullanacağın sudan ne çıkar? Zaten suyu keyfe ziyan etmeyeceksin ki, abdest alacaksın.”

Derviş çatmış kaşlarını.

“Olur mu öyle şey Efendi!” demiş, “Adamlar suyu belli bir saat kullanıp sıradaki bostan sahibine teslim edecekler. Yani saatli sulama yapıyorlar. Şimdi ben bu suyla abdest alsam sular elimden, kolumdan, yüzümden, ayağımdan dışarı damlayacak. Adamların suyu az da olsa eksilecek. Ben ne hakla onların suyunu eksiltirim? Hakkım olmayan suyla abdest alırsam hangi yüzle Hakk’ın divanına dururum? Bir ara kalkıp etrafa bakındım belki başka su bulurum diye ama göze möze de göremedim. İşte böyle, suyun başında kalakaldım.” demiş.

Biraz önce dervişe akılsız deyip gülenler mahcup mahcup başlarını yere eğmiş. Yaşlıca adam da dervişe gıpta ile bakmış ve “Ben bir âlimden duymuştum. Böyle durumlarda arkın üzerine doğru eğilip suyun dışarıya değil de yine arka damlamasına dikkat eden birinden umulur ki Allah kullandığı suyun hesabını sormaz, demişti.” diyerek dervişi rahatlatmak istemiş.

Bunu duyan derviş, “Umulur ki, umulur ki…” diye yüzünü göğe çevirmiş. Gözlerinde biraz korku, biraz umutla hem Allah’a suyun hesabını sormaması için dua etmiş hem de arka eğilip binbir dikkatle abdest almış.

 

Şimdi bir bu dervişin hassasiyetine bakıyorum bir de etrafımızdakilere zarar vermekten zerrece imtina etmeyen bizlere. Onu da bu coğrafya büyüttü, bizi de. Nerede kesildi vicdan ve ahlak damarımız ki bu hâle geldik?

Kabrin darlığına dikkat çekmek için, “Dünya geniş!” der eskiler. Yani buradaki davranışlarımızı serbestliğimize, imkânlarımıza göre değil, kabre göre belirlememizi ima ederler.

Ne diyelim? Allah hepimizi idrak edip gereğini yapabilenlerden eyleye. Âmin.

#
Yorumlar (15)
Hatice
28.06.2026 18:00
Ceydacığım, anlattıklarımı ve yazdıklarımı ilgi çekici bulmana çok sevindim. Umarım katkısı olur.
Hatice
28.06.2026 17:59
İlk öğretmenim, ağabeyim, Efe’min Ömer’i… İnşallah… Bir de bana kattıklarını güzellik için kullanabilmeyi diliyorum.
Hatice
28.06.2026 17:56
Âmin Ayşe ablacığım. Çok teşekkür ederim.
Hatice
28.06.2026 16:53
Çok teşekkür ederim Günelciğim, insanımızın sizlerle düzeleceğine inanıyorum.
Hatice
28.06.2026 16:51
Ne mutlu bana o vakit Denizciğim, sağ olasın.
Ceyda Sezen
28.06.2026 12:53
Hocam zaten sizin yazdığınız bir yazının yada anlattığınız bir konunun dikkat çekici olmaması ve insanlık için duyarlı olmaması mümkün bile değil. İnsan cidden merakla okuyor. Elinize emeğinize sağlık.
Ömer Bektaş
28.06.2026 12:51
Haticem, her zamanki gibi yine insanların unuttuğu, kendimizi kaybettiğimiz bir yaşanmışlığı dile getirmişsin. Fazlaca bir şey yazmak istemiyorum ama şunu ifade edeyim. İnsan hayatındaki en zor şey insan kalabilmektir. Umarım bunu başaranlardan oluruz.
Yalnız Çam
28.06.2026 12:11
Geçmiş ve günümüz savaşı...
Ayşe Efe
28.06.2026 10:55
Maşallah hocam yine güzel bir konuya temas etmiştiniz Rabbim Uyanış versin cümlemize hakkariayet ederek Empati kurarak yaşamayı nasip etsin
Günel Demirkazan
28.06.2026 07:13
Her zaman ki gibi konuşulması gerekilen bir konuya değinmişsiniz hocam.Yurdumuzun insanı kendi işini hallettikten sonra geriye kalanları düşünmüyor.Ülkemizde ki gerileme de bir nevi buradan patlak veriyor.Elinize,emeğinize sağlık,büyük bir keyifle okudum.
Deniz Gül
28.06.2026 01:21
Geçmişe dair hatırlattıklarınız, bugünü daha iyi sorgulamamı sağladı. Emeğinize sağlık hocam.
Hatice
28.06.2026 01:03
Çok teşekkür ederim canım Serpi’im, âmin…
Hatice
28.06.2026 00:59
Teşekkür ederim Ravzacığım.
Serpil
27.06.2026 23:16
Amin kıymetli dostum.Yine inci mercanlar saçılmış o dillerden.Hissemize düşeni alabilmek duamız olsun.Kalemin daim olsun.
Ravza Yerlikan
27.06.2026 22:40
Hocam yine çok güzel yazmışsınız. Ellerinize sağlık. :)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.