03 Ekim 2026 - Cumartesi
HANİ MESLEK LİSELERİ MEMLEKET MESELESİYDİ… (II)
Meslek lisesi öğrencinin teorik altyapısını oluşturmalıdır.
Yazar - Engin GÜLTEKİN
Okuma Süresi: 5 dk.
182 okunma

Engin GÜLTEKİN
engingultekin33@gmail.com -Mesleki eğitimin sorunlarını konuşurken yalnızca eleştirmek yeterli değildir. Asıl mesele, nasıl bir mesleki eğitim sistemi kurmamız gerektiğini ortaya koymaktır.
Bize göre çözüm, meslek liselerini veya MESEM’leri tamamen ortadan kaldırmak değildir.
Çözüm; okul ile işletmenin görevlerini doğru biçimde belirlemek ve ikisini birbirinin tamamlayıcısı hâline getirmektir.
Meslek lisesi öğrencinin teorik altyapısını oluşturmalıdır.
Fen, matematik, teknik çizim, teknoloji, tasarım, dijital sistemler, iş güvenliği ve mesleğin temel bilgileri okulda güçlü biçimde verilmelidir.
MESEM ve işletme ise öğrencinin bu bilgileri gerçek üretim ortamında uygulamasını sağlamalıdır.
Böylece öğrenci yalnızca eliyle iş yapan değil; yaptığı işin nedenini bilen, teknoloji kullanabilen, problem çözebilen ve kendisini sürekli geliştirebilen bir meslek insanı olarak yetişir.
Mesleki eğitimde merkezden çıkarılan Teknik Öğretmenler tekrar merkeze alınmalı ve itibarı zayıflayan Mesleki ve Teknik okul öğretmenlerin itibarı tekrardan güçlendirilmelidir.
Mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasında ilk adım öğretmeni merkeze almaktır.
Teknik öğretmen yetiştirme sistemi güçlendirilmelidir. Mesleki eğitimde öğretmen açığı bulunan alanlarda yeterli sayıda nitelikli öğretmen yetiştirilmeli ve istihdam edilmelidir.
Çünkü mesleki eğitimin pedagojik sorumluluğu öğretmendedir.
İşletmedeki usta ise öğretmenin yanında öğrencinin mesleki becerisini geliştiren önemli bir aktördür.
Bu nedenle öğretmen ve usta karşı karşıya getirilmemeli; aynı eğitim ekibinin iki tamamlayıcı unsuru olarak görülmelidir.
W
İşletmelerin mesleki eğitimdeki rolü önemlidir. Çünkü öğrencinin gerçek üretim ortamını tanıması ve mesleğini uygulayarak öğrenmesi büyük bir fırsattır.
Ancak işletmenin görevi yalnızca öğrenciden üretim hizmeti almak olmamalıdır.
Öğrencinin gerçekten ne öğrendiği takip edilmelidir.
MESEM’lerin başarısı sadece “kaç öğrencimiz var?” sorusuyla ölçülmemelidir.
Şu sorular da sorulmalıdır:
Mezun olan öğrencilerin kaçı kendi alanında çalışıyor?
Kaçı nitelikli bir meslek sahibi olabiliyor?
Kaçı kendi işini kurabiliyor?
Kaçı eğitimine devam edebiliyor?
Öğrenciler hangi teknik becerileri kazanıyor?
İşletmeler eğitim programına gerçekten uyuyor mu?
Bu veriler düzenli biçimde takip edilirse sistemin gerçek başarısı daha doğru görülebilir.
İş Güvenliği Mesleki Eğitim okullarında ve MESEM'de formalite ders olmamalıdır.
Mesleki eğitimde en önemli konulardan biri de iş sağlığı ve güvenliğidir.
İş güvenliği, öğrenciye birkaç saatlik seminer verilerek tamamlanacak bir konu değildir.
İş güvenliği bir kültür hâline getirilmelidir.
Öğrenci, yaptığı her işte “Önce güvenlik” anlayışıyla hareket etmeyi öğrenmelidir.
Çünkü hiçbir üretim hedefi, hiçbir ekonomik kazanç ve hiçbir işletme ihtiyacı öğrencinin can güvenliğinden daha önemli değildir.
Meslek sahibi olmak yeniden değer kazanmalıdır.
Mesleki eğitimin en büyük problemlerinden biri de toplumdaki algıdır.
Çocuklara “Üniversiteyi kazanamazsan meslek lisesine gidersin.” anlayışı verilmemelidir.
Bunun yerine:
“Meslek sahibi olmak da güçlü bir gelecek kurmanın yollarından biridir.”
anlayışı oluşturulmalıdır.
Bunun için yalnızca tanıtım kampanyaları yeterli değildir. Meslek sahibi insanların çalışma şartları, ücretleri, kariyer imkânları ve sosyal hakları da iyileştirilmelidir.
Çünkü gençlere “Meslek öğrenin.” derken meslek sahibi insanların toplumdaki karşılığını güçlendirmeden beklenen sonucu almak kolay değildir.
Türkiye’nin mesleki eğitim sorununu ne “her şey çöktü” diyerek sistemi tamamen reddederek ne de “sanayinin ihtiyacı karşılanıyor, sorun yok” diyerek çözebiliriz.
İhtiyacımız olan şey; okul, öğretmen, usta, işletme ve devletin ortak sorumluluk aldığı güçlü bir mesleki eğitim sistemidir.
Meslek liseleri öğrenciyi üniversiteye gidemediği için gönderdiğimiz okullar olmamalıdır.
MESEM’ler de öğrencinin ucuz işgücüne dönüştüğü yapılar hâline gelmemelidir.
Hedefimiz; eliyle üreten, zihniyle düşünen, teknoloji kullanan, problem çözen, iş güvenliğine önem veren ve ahlaki sorumluluk taşıyan nitelikli meslek insanları yetiştirmek olmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca ara eleman yetiştirmek değildir.
Mesele, Türkiye’nin üretim gücünü ve geleceğini inşa edecek insanı yetiştirmektir.
Ve eğer gerçekten söylendiği gibi “Meslek liseleri memleket meselesi” ise, artık bu sözü slogan olmaktan çıkarıp eğitim politikası hâline getirmenin zamanı gelmiştir.
Selam ve dua ile...
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları


